Merhaba ben Harun Budak,
Eğer 17 Ağustos 1999 Gölcük depremini yaşamışsanız ya da çevrenizde yaşayan yakınınız varsa aradan geçen 19 yıla rağmen hala etkisi altındadır muhtemelen. Pek çok insanda ''deprem fobisi'' bu depremden sonra oluştu. Nasıl oluşmasın ki işte bilanço:
Depremin ardından yapılan analizler sonucunda resmi raporlara göre 17 bin 480 ölüm, 23 bin 781 yaralı, 505 sakat ve 285 bin 211 konutun da hasarlı olduğu tespit edilmiştir. Resmi rakamlara göre 17 bin 480 insanın hayatını kaybettiği 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi 7.4 şiddetinde gerçekleşti.
Peki ya şimdi ? Marmara, İstanbul yakın zaman da geleceği tahmin edilen depreme hazır mı ? Kentsel dönüşüm yeterli oldu mu ?
Yaşanması muhtemel İstanbul depreminden 50 bin bina, barajlar, 15 milyon civarı insanın etkilenmesi bekleniyor.
Geçtiğimiz yıllarda İngiliz Telegraph gazetesinin yayımladığı İstanbul depremi senaryosuna göre,
"Saat 8.25. Her zaman olduğu gibi, İstanbul yolları fabrikalara ve iş merkezlerine giderken duman kusan otomobil ve otobüslerle sıkış tepiş. 15 milyon insan için yine sıradan bir gün. Ansızın yer sarsılmaya başladı. Binalar, içlerindeki insanlara mezar olurcasına çöküyor.
Gaz ve su boruları patladı. Panik eden insanlar telefon sistemlerini çökertti. Marmara denizin kıyısında temiz bir bahar havası almak için gezinen insanları bir an içinde dev bir tsunami dalgası önüne katıp götürdü. Felaket günün sonunda tam 35 bin insan yaşamını yitirdi. 200 bin kişi yaralandı. 80 bin binadan geriye sadece koca bir enkaz kaldı.
Sultanahmet Camii ayakta kalmayı başardı ama üzerindeki çatlaklar onlarca yıl boyunca büyük 2017 depremini hatırlatacak. İşte bunlar herkesin farkında olduğu depremde yaşanılacak olanlar."
Bir başka senaryo da ise, 1509 yılında yaşanan 7.7 büyüklüğünde ki İstanbul depreminin tekrar yaşanması. O dönemde İstanbul ve Galata'daki nüfus 160 bin kişi, 35 bin civarı hane olarak ifade edildiği düşünüldüğünde bu depremde binde otuzluk bir ölüm oranı olmuştu. Günümüze bu oranı uyarlarsak, İstanbul'da ki nüfusun yaşlaşık 20 milyon kişi olduğunu düşündüğümüz de, en az 625 bin insanın hayatını kaybedeceği öngürülüyor.
Son senaryo çok daha vahim değerli okuyucular, 625 bin kişi. Yani İstanbul'da ki yaklaşık %70 den fazla binanın yıkılması demek. Caddeler de yığınla insan cesedi, hava da çok fazla ceset kokusu, caddeler kapanacak, birçok bölgeye belki girilemeyecek. Sanayi duracak, üretim duracak kısacası hayat duracak.
Depremi engellemeye insanoğlunun gücü yetmez ama insanoğlunun doğayla kavga etmeye de gücü yetmez. Doğaya ait yerleri hızla işgal ediyoruz, yataklara yerleşim yerleri, ormanları yok ediyoruz. İnsanoğlu doğayı koruyup, saygı duymayı öğrenmez ise doğa, bizden çok daha fazlasını alabilir. Umarım gelmesi muhtemel bu depreme çok daha ciddi bir şekilde hazırlanırız.
Bir sonra ki blog da görüşmek üzere, hoşça kalın.

Öncelikle Merhaba yeni bir blogger görünce seviniyorum sizi de bloghocamdan buldum ilk yorumu ben yapayım dedim içerik üretmeye devam �� başarılarınızın devamını diliyorum
YanıtlaSil